Istisnalarin
var olduguna inaniyorum :)
Kadinlar ve
Erkekler
K:
Saatlerce opussem bile sikilmiyorum. Aramizda kuvvetli bir
elektrik
var
E: Ulan saatlerdir opusuyoruz daha ikinci safhaya bile gecemedim.
E: Nerden geldim buraya yahu. Öylece yatiyoruz. Eve gidip
zibarsam.
K: Onu iki dakika görmek bile bana mutluluk veriyor
E: Simdi iki dakika için disari çik, giyin. Is mi ya bu?
K: Onun için üzülüyorum. Çok çalisip yoruluyor
E: Yorgunum demek en iyi çözüm. O zaman bana kiyamaz
K: Ona her baktigimda kalbim disari çikacakmis gibi oluyor.
E: Daha ne kadar baygin bakmaliyim. Yetmedi mi ya. Artik sevissek
K: Ona sarilmak çok hosuma gidiyor. Iyi hissediyorum.
E: Sarilmaktan baska sey bilmez mi bu? Benim daha ne marifetlerim
var
K: Söz vermisti bugün benimle olacakti. Basina bi sey mi geldi
acaba?
E: Ya bundan daha kurtulamadim, bi de git simdi öbür kizla
ugras
K: Onunla ay isiginda oturmak ne kadar romantik.
E: Burasi yeterince sote mi acaba? Gelen giden olur mu ki?
K: Bütün hafta bugünü bekledim. Çok güzel bi gece olacak.
E: Yemekler iyi midir acaba. Daha sevisecegiz.
K: Aslinda duygularini belli etmiyor ama benden çok hoslaniyor.
E: Bana baglanirsa vay halime. Hiç ugrasamam valla.
K: Beni güzel buldugunu söyledi.
E: Acaba vucudu da gözleri kadar güzel midir? Ya degilse..
Yagli falan Iyyyk!
K: Beni çok istiyor, ben de onu. Daha fazla görüsebilsek
keske.
E: Bir an önce su isi sonuçlandirsak ta ben de bir sonraki
hedefime ilerlesem.
K: Onu simartmak çok hosuma gidiyor
E: Haydaa. Saklaban olduk. Iyi mi?
K: Neden birdenbire benden uzaklasti. Çok sikintili bir dönemde
herhalde.
E: Artik anlamistir umarim beni bir daha aramaz.
K: Aslinda onun farkli oldugunu zannetmistim. Gözümde fazla
büyütmüsüm,
en iyisi bos vermek. Erkekler hep böyle
E: Yaa bi hata yaptik galiba, ondan çok hoslanmisim. Içimde
tuhaf bir
his var. Tekrar olur mu acaba??????
Gerçek Bir Hikaye
Kaba saba, soluk, yipranmis giysiler icindeki yasli cift, Boston treninden inip utangac bir tavirla rektorun burosundan
iceri girer girmez, sekreter masasindan firlayarak onlerini
kesti...Oyle ya, bunlar gibi ne idugu
belirsiz tasralarin Harvard gibi universitede ne isleri
olabilirdi? Adam
yavasca rektoru gormek istediklerini soyledi.Iste bu imkansizdi.
Rektorun o
gun onlara ayiracak saniyesi yoktu. Yasli kadin cekingen bir
tavirla,
"Bekleriz" diye mirildandi... Nasil olsa bir sure sonra
sikilip
gideceklerdi. Sekreter sesini cikarmadan masasina dondu. Saatler
gecti,
yasli cift pes etmedi. Sonunda sekreter dayanamayarak yerinden
kalkti."
Sadece birkac dakika gorusseniz. Yoksa gidecekleri yok"
diyerek rektoru
iknaya calisti. Anlasilan care yoktu.Genc rektor isteksiz bir
bicimde
kapiyi
acti. Sekreterinin anlattigi tablo icini bulandirmisti. Zaten
tasralilardan,
kaba saba koylulerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamin ofisine
gelmeye
cesaret etmek. Olacak sey miydi bu? Surati asilmis sinirleri
gerilmisti.Yasli kadin hemen soze basladi. Harvard'da okuyan
ogullarini bir
yil once bir kazada kaybetmislerdi. Ogullari burada oyle mutlu
olmustu ki,
onun anisina okul sinirlari icinde bir yere, bir anit dikmek
istiyorlardi.
Rektor, bu dokunakli oykuden duygulanmak yerine ofkelendi.
"Madam" dedi,
"Biz Harvard'da okuyan ve sonra olen herkes icin bir anit
dikecek olsak,
burasi mezarligadoner..." "Hayir, hayir" diyerek
haykirdi yasli kadin."Anit
degil...Belki Harvard'a bir bina yaptirabiliriz".Rektor,
yipranmis giysilere
nefret dolu bir nazar firlatarak,"Bina mi?" diyerek
tekrarladi, "Siz bir
binanin kaca mal oldugunu biliyor musunuz? Sadece son yaptigimiz
bolum yedi
bucuk milyon dolardan fazlasina cikti..." Tartismayi
noktaladigini
dusunuyordu. Artik bu ihtiyar bunaktan kurtulabilirdi.Yasli kadin
sessizce
kocasina dondu."Universite insaatina baslamak icin gereken
para bu muymus?
Peki, biz nicin kendi universitemizi kurmuyoruz, o halde?"
Rektorun yuzu
karmakarisikti.Yasli adam basiyla onayladi. Bay ve Bayan Leland
Stanford
disari ciktilar. Dogu California'ya, Palo Alto'ya geldiler. Ve
Harvard'in
artik umursamadigi ogullari icin onun adini ebediyyen yasatacak
universiteyi
kurdular. Amerika'nin en onemli universitelerinden birini...
STANFORD'u...
CIR CIR BÖCEGi
Genc bir ciftci hayatinda ilk defa New York'a
gitmisti. Gokdelenlerin
yuksekligi ve insanlarin coklugundan saskina donmustu.Kalabalik
bir
bulvarda yururken, kulagina asina bir circir bocegi sesi
geldigini
zannetti.Durdu ve dikkatle dinledi."Evet, bu bir circir
bocegiydi."
Ses buyuk bir magazanin onundeki calilarin arasindan geliyor
gibiydi.Bunun uzerine bu buyuk cali kumesine yonelip bakinmaya
basladi.Bir magaza gorevlisi disari cikip "Yardimci olabilir
miyim?"
diye sordu.
"Hayir, tesekkur ederim" dedi genc adam."Sadece
surada bir circir
boceginin sesini duydugumu sandim."
"Hayir" dedi gorevli, "New York'ta
bulunmaz."Genc ciftci circir
bocegini buluncaya kadar cirlak sesi takip etti, onu eline aldi
ve "Tamam iste burada" dedi.
Genc adam bu calinin onunden her saat binlerce insan gecmesine
karsilik
circir bocegini duyanin bir tek kendisi olmasina cok
sasirmisti.Bunun
uzerine kucuk bir deneme yapmaya karar verdi.
Elini cebine atip bir ceyrek cikardi ve havaya atti.Paranin
kaldirima
vurdugu anda, dusen bozuklugu aramak icin yurumekte olan 24 yaya
durdu!
Psikologlar genc adamin sahit oldugu olay icin bir kelime
kullanirlar.Buna algida seçicilik denir, ve belli seyleri gormek
ve
belli sesleri duymak icin kendimizi egitiriz anlamina gelir.
Charles Lever
Gokyuzune bakip kuslari algilayin, kirlara gidip cicekleri
algilayin, cocuklara bakip safliklarini, güzelliklerini
algilayin,
agaclara bakip dallarini, yapraklarini algilayin.Hayvanlara bakip
dogalliklarini algilayin, insanlara bakip guzelliklerini (mutlaka
guzel taraflari vardir) algilayin.
Algiladiginiz yalniz para sesi olmasin.